Cennet Triloji

Kafekitap fiyatı:
60,00 TL
Piyasa Fiyatı:
75,00 TL
SATIN AL
 
babilcom logo ile ilgili görsel sonucu Kitapyurdu Yayıncılık ve İletişim A.Ş.
 

 

Cennet Triloji hakkında

 

I. CENNET

Türk Romancı ve beyin cerrahı (Keşişin On Günü romanının yazarı, 2002) Muammer Yüksel, İslam ve Hıristiyan dünyasının kültürel köklerini sarsacak bir roman trilojisine CENNET'e imza atti. Trilojinin ilki olan ve diziyle aynı adı taşıyan "Cennet" romanının kahramanları Adem, Kudüs kapılarındaki Selahaddin-i Eyyübi, Haşhaşi imamı Sinan, Hakikat Hafızı Seher, büün dinlerin ve orduların peşinde olduğu, Cennet'in anahtarı olduğu iddia edilen gizli bir kitap... Trilojinin diğer ciltleri de tarihten günümüze kadar gelen yeni ve çağdaş Cennet hikayelerini okurlara sunuyor. (2. cilt Gaip)

Tanrı Âdem’i neden cezalandırmasın? Onun soyunu dünya yüzüne aklanmaları için attığında cennetten bembeyaz bir taş daha düşmüştü: Hacer-ül esvet bu taşın adı. O ki insanların günahları nedeniyle kapkara olan taş.
Âdem büyük bir acı içinde zürriyetine atıldıkları cennetin yolunu göstermek için  bir kitap yazdı, ama sonra gördü ki nesli büyük bir inkârın içinde neden cennetten atıldıklarını unuttu. Bunun üzerine kitabın saklanmasına kadar verdi.
Selahaddin-i Eyyübi Kudüs kapılarına yüklendiğinde tapınakta saklı olduğunu düşündüğü kitabı ele geçirmeye çalışır, ama Tapınak Şövalyeleri tarafından kitabın koruyucusu Hakikat Hafızı adlı kadın, Haşhaşi imamı Sinan’ın elinden kaçırılmış ve sorgulanmıştır. Papa Urbanus kadının varlığından haberdar edilmiştir.
Ortaçağ’da insanların savaş içinde büyük acılar çektikleri bir dönemde ebedi huzur büyük bir umuttur. Aynı kaynaktan geldiği söylenen dinler arasında büyük bir çekişme başlamıştır. Hepsi birbirinden önce bu büyük sırrı; cenneti bulmak için bir yarışa girmiştir. Ama hepsi birbirine muhtaç olacaktır.
Muammer Yüksel “Cennet” üçlemesinin ilk romanında Kudüs’te başlayıp, Avrupa’ya, oradan Orta Asya’nın bilinmezlerine uzanan bir sırrın peşinde koşan savaşçıların, şövalyelerin ve fedailerin öyküsünü sürükleyici bir tarihsel kurguyla anlatıyor.

II. GAİP

"Çok uzaklarda bir yerlerde ise bir kadın yüzünde büyük bir mutlulukla yatıyordu. İpek dantellerin arasında uzanmıştı, yanında bir kundağa sımsıkı sarılmış bir bebek vardı. Bebek pespembeydi, büyük bir mutluluk içinde uyuyordu. Anne titrek parmaklarıyla bebeğinin saçlarını okşuyordu. Sonra kapı açıldı ve içeriye kocası girdi. Onu görünce anne yatağın içinde toparlandı ve; “Bir oğlunuz oldu efendimiz," dedi. Adamın yüzünde de büyük bir mutluluk vardı; karısının boynuna bir inci gerdanlık taktıktan sonra uzandı oğlunu kucağına aldı. Onu öptü. “Ne kadar minik değil mi?" dedi. Sesinde mutluluk vardı."

Türkiye'nin en iyi tarihi kurgu yazarlarından Muammer Yüksel'in Cennet romanıyla başladığı triloji Gaip ile devam ediyor.

1186.
Papa III. Urbanus ölüm döşeğinde...
Cennetin keşfi için gönderdiği şövalyeleri geri dönmediler. 
 
CENNET roman trilojisinin bu ikinci cildinde, daha önce Seher'de bulunan emanet kitap, ait olduğu kişilere verilmek üzere Pierre Blois’nın ellerindedir.
Kitap yıllar içinde unutulacaktır. Ta ki tapınağın rahipleri tarafından bulunana kadar... 
Bulunan gerçek kitap sırlarıyla birlikte Botticelli’ye teslim edilmiştir. 
Tapınağın büyük üstadının isteğiyle papalık arşivindeki kitabı kopyalamaktadırlar. 
Ancak bu kitap gerçek değildir; bunu ikisi bilmemektedir. 
Kopyaladıkları, III. Urbanus tarafından oraya konan sahte kitaptır. 
Ancak kitabı yoklamak için gelen Seher’in ruhunun neden olduğu korku nedeniyle sonuçlarını düşünmeden kitabı çalarak oradan uzaklaşır. 
İkisi birlikte Botticelli’nin yanına giderler. Botticelli onlara elindeki gerçek olan kitaptan söz eder. Bu artık eyleme geçmeleri için bir uyarıdır. 
Ancak Mario ve George engizisyon rahipleri tarafından öldürülürler. 
Alessandro ise finans bulmak için kitabı Saksonya Dükü Frederick’e gönderir, yolda kitap Osmanlı atlıları tarafından çalınır ve sultan III. Beyazıt’a hediye edilir. 
Alessandro di Mariano Filipepi’den sonra Leonardo da Vinci büyük üstat olur. 
Ölüm konusunda araştırmalar yapmaktadır.
 
 
Ünlü teolojik fanstaik roman trilojisi CENNET'in son cildi TANRININ GÖZYAŞLARI.
Tanrının ismi yücedir. Kuralların önünde ve ardında onun adı vardır; o ad gecenin kulağına üflendiğinde kâinat kulak kesilir; sesler biter ve onun adını dinler yer ve gök. Her bir fısıltı onun adıyla ses bulur, yaşam kazanır. Ağaçların dallarına konan kuşlar büyük bir ikrar içinde kulak verirler; denizlerin ışık ulaşmaz derinliklerindeki kara pullu balıklar oldukları yerde kalakalır ve beklerler; görmediğimiz bilmediğimiz yaratıklar, cinler, periler büyük bir huşu içinde secde ederler ve beklerler. Külliyen sırlar o adı bilenlerin ayaklarına serilir; o sırlarla gelecek bezenir, geçmiş küçük bir akıntı olur akar gider.
Tanrının ismi kâinatın kurallarının hemen ardında durur; kuralların daim işlemesinin, bu koskoca kâinatın hatasız, aksaksız devinmesinin tek nedeni tanrının isminin melekleri tarafından daim okunmasındadır. Melekler gün batımından doğumuna, doğumundan batımına kadar olan sürede, mütemadiyen çağlayan bir nehrin coşkusunda ya da depremlerin kudretinde ya da sessiz bir gecenin fısıltısında dualar ederler.
Ve acz onun sıfatından uzaktır.
Her şeyi halk eden odur ve onun adı kâinatın anahtarıdır.