Dünya Vatandaşı Olmak

Kafekitap fiyatı:
39,00 TL
Piyasa Fiyatı:
39,00 TL
SATIN AL
 
 babilcom logo ile ilgili görsel sonucu Kitapyurdu Yayıncılık ve İletişim A.Ş.

 

Dünya Vatandaşı Olmak hakkında

“Dünya Vatandaşı Olmak”
 
İnsanın yeryüzü sınırlarında düşünsel sınırları hiçbir zaman olmadı. Kültürel sınırlar da teknoloji ve iletişim yüzünden epeydir kalktı. Yeni bir dünya var ve bu dünyada akıl ve vicdanla yaşamak için düşünsel bir dünya vatandaşlığı pasaportu gerekiyor. Tek gidişi olan ve dönüşü olmayan bu yolculuğun 7 kavramsal uğrak yeri var. DÜNYA VATANDAŞI OLMAK kitap setindeki 7 kitabın her biri bu yerler: İnsan, iktidar, doğa, inanç, erdem, vicdan ve akıl.
 
7 Kitap / 620 sayfa / 39 TL
ISBN 978-605-143-???-? 
 
Doğa
 
Emerson, doğa ile geleneklerin dışında bir ilişki kuran Transandantalizm akımının temellerini attığı bu çalışmasını konu hakkındaki ilk konferanslarına dayandırır. Emerson, doğayı her şeyi içine alan ve çok az tanıdığımız ilahi bir varlık olarak tanımlar. Birey ile doğanın füzyonunu yüceltir. Bu durum aynı zamanda Buda öğretisine dayanan bir uyanışı da içerir. Emerson, doğayı görmeyi henüz tam olarak öğrenemediğimizi ileri sürer. İnsan için önemli olan Doğa'nın Ruhu'nu keşfetmek olmalıdır. Bu noktada Emerson'ın ruh olarak adlandırdığı kavram Alman filozof Hegel'in Geist olarak tarif ettiği Tin ile yakınlık göstermektedir. Emerson'a göre doğayı sadece kendi çıkar ve ihtiyaçları için kullanan insan yarım insandır. 
Doğa bir anlamıyla da hem Amerika kıtasının vahşi doğası ve insanı hem de Amerikan düşüncesiyle dünyanın ilk kez tanıştığı eserdir. Avrupa'nın aksine Amerika kıtası insan eli değmemiş, siyasi ve askeri tarihten bağışık bir doğadır. Emerson'ın doğayı ve insanın dünyadaki asıl rolünü farklı bir gözle görmesinin altında bu gerçeğin yattığı apaçıktır.
 
Din
 
Her şey baba-oğul ilişkisiydi. Tanrı yüceltilmiş babaydı ve babaya özlem din ihtiyacının kökeniydi. Görünüşe bakılırsa o andan itibaren gerçekten de dinin oluşumunda genel olarak başrol atfedilen insanın zayıflığı ve acizliği etmenini keşfetmişsin ve şimdi de daha önce baba-karmaşası olan her şeyi acizlikle açıklıyorsun. Bu dönüşümü açıklamanı isteyebilir miyim?”
Memnuniyetle. Ben de zaten bu daveti bekliyordum. Lakin bu gerçekten bir dönüşüm müdür? 
 
Halkın Afyonu
 
Dünyanın son yıllarında muhafazakârlar ve dindarlar halkçı, sosyalist söylemlere yaklaşıyorsa bu kanadın temel metinleri de neden kutsal kitaplar olarak görülme muamelesine yaklaşmasın? Bu metinlerden en önemlisi hiç kuşkusuz bugün dinci güçlerin de kendi yanlarında görmeye çabalarken takındıkları söyleme kaynak oluşturan Marx'ın içinde ünlü "halkın afyonu" terimini kullandığı metin 1843 yılında kaleme aldığı Hegel'in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı/Giriş adlı yazıda yer almaktadır. Marx, henüz Genç Hegelciler çevresine yakınlık duyduğu dönemde, özellikle Ludwig Feuerbach'ın doğrudan etkisi altında bu metni yazmıştır.  
 
Garcia'ya Mektup
 
Garcia’ya Mektup, Elbert Hubbard’ın 1899 yılında kaleme aldığı, çok satan ve 1936'da filmi de çekilen ilham verici bir eser. Mektup  ilk defa, Hubbard’ın yayınladığı “Philistine” dergisinin 1899 Mart sayısında imzasız olarak yayınlandı. Hemen ardından kitapçık ve kitap olarak yeniden basıldı. Kısa sürede çok popüler olan kitabın baskısı 40 milyona ulaştı ve 37 farklı dile çevrildi. Ayrıca bu mektup günümüze kadar popüler Amerikan kültürünün ve iş dünyasının en çok bilinen hikâyesi olarak da kalmasının yanı sıra dünyanın en çok bilinen mektubu olarak anılıyor. 
 
Sivil İtaatsizlik
 
Sivil itaatsizlik terimini siyasi literatüre ilk kazandıran Henry David Thoreau'dur. İyi bir doğacı ve çevreci olan Thoreau'nun 1849’da yayınlanan Sivil İtaatsizlik kitabının yankıları 20. yüzyıl başında Gandhi’ye, ortalarında ise Martin Luther King’e ve onları izleyen binlerce adalet yanlısına kadar uzanır. Görüşleri ile milyonları etkilemeyi başaran yazarın yaşamına bakıldığında, gençlik yıllarından itibaren topluma karşı çıkışının izlerine rastlanır. Hiçbir zenginlik hırsı olmayan Thoreau, asgari geçim şartlarını sağlamaktan öte bir iş istememiştir.
Thoreau Sivil İtaatsizlik kitabına “En iyi hükümet en az hükmedendir,” diyerek başlamış ve en büyük dileğinin, bunun daha çabuk ve daha sistemli işlediğini görmek olduğunu belirtmiştir. Çoğunluk hükümetinin her durumda doğruluk üzerine kurulmadığını düşünen Thoreau, “iyi ve kötü üzerinde çoğunluğun değil yalnızca vicdanların karar verdiği bir hükümet olmaz mı?” diye sorar. Thoreau, vicdanı dolayısıyla insan onurunu ve bunlardan hepsinin öncesinde bireyin özerkliğini esas almaktadır.
 
Yürümek
 
“Yürümek” Henry David Thoreau’nun önemli eserlerinden. 1851-1860 yılları arasında Thoreau “Yürümek”i seminerlerinde defalarca okumuş,  daha sonra kaleme alacağı eserlerinin tohumunun burada atıldığını her zaman dile getirmiştir. “Yürümek”in kaleme alındığı dönemde Thoreau başka bir eser üzerinde daha çalışıyordu. “Yaban” adını verdiği bu eseri konferanslarında “Yürümek” ile arka arkaya okuyor, hatta bazen ikisini birleştiriyor ismine de “Yürümek ya da Yaban” diyordu.  “Yürümek” Henry David Thoreau’nun ölümünden sonra 6 Mayıs 1862’de basıldı ve aynı sene Haziran ayında The Atlantic Monthly dergisinde yayınlandı.
 
Suçlusun
 
Bu mektup 13 Ocak 1898'de Fransız gazetesi L'Aurore‘da yayınlandı. 
Emile Zola'nın dönemin cumhurbaşkanı Félix Faure'a yazdığı ve “Suçluyorum” başlıklı bu açık mektup Fransa ve entelektüel dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir. 
Çünkü bu mektup aksak adalet anlayışına ve sisteme karşı çok büyük başkaldırı ortaya koymaktadır.
Yakın zamanda savaşta Almanya’ya yenilen ve bir günah keçisi arayan Fransız ordusu, içerideki büyük çalkantıları durdurabilmek için, bir çıkış yolu arıyordu. 
İmzasız bir ihbar mektubu ile, Yahudi asıllı bir Fransız subayın Alman ordusuna bilgi vermek suçuyla haksız yere yargılandı.