Nasıl Düştüğümü Hatırlamıyorum

Kafekitap fiyatı:
11,00 TL
Piyasa Fiyatı:
11,00 TL
SATIN AL
 
 babilcom logo ile ilgili görsel sonucu Kitapyurdu Yayıncılık ve İletişim A.Ş.

Nasıl Düştüğümü Hatırlamıyorum hakkında

Sevgili okuyucu,
 
Çatı öyküsü bittiği gün, “bir sonraki öykü yarım kalacak,” diye büyük bir laf etmiştim. Lafımı çiğnemeyip Bahar’ın hayatını aktarmaya çabalarken sonunu kendisinin bile bilemediği düşüşünün devamında ne olduğunu yazamadan eksik haliyle bırakmak zorunda kaldım. Sanırım bir rastlantı diyebiliriz. Sonunu iyi ya da kötü noktalama işini size devrediyorum. Ben sadece bir gözlemciydim. Bu öykü benden dolayı olması gerekirken Bahar’dan dolayı eksik kaldı. Bir dahaki öykü umarım başkaları yerine benim tarafımdan eksik kalır.
 
Birkaç kadın ve adamın hezeyanından başka bir şey vadetmeyen öykünün can alıcı bir noktası dahi yok. Bahar’ın arkadaşı Mert’in dediği gibi, “En doğru kararı vermişsin. Senin yerinde olsam ben de intihar ederdim. Hem ben kendi yerimde olsam da intihar ederdim ama kişiliksiz, ruhsuz, sürüne sürüne ölecek kadar aşağılık bir varlığım. Hiçbir gayesini yerine getirememiş, ayyaş, boktan biri işte.”
 
Dingin hissettiren melankolinin özellikle akşamüzeri saatlerinde tepeye sürünerek tırmandığı sonbahar günlerinde umutsuzlukla bu kitabı beğeninize sunuyorum. Beğenmekten ziyade rahatsız olmanızı diliyorum.
 
Saygılarımla,
 
Batuhan
 
***
 
Batuhan Bilgiç'in çok çarpıcı bir üslubu var. Kuşağının en iyi örneklerinden..."
Ünlü yazar MARİO  LEVİ, ilk romanını ve ikinci kitabını yayımlayan BATUHAN BİLGİÇ için bu sözleri kullanıyor. Türk edebiyatının yeni simalarından Batuhan Bilgiç, ilk kitabı ÇATI’nın ardından Beat’ten yeraltı edebiyatına, Kerouac’tan Sade’a kadar dünya edebiyatının etkisi altında kaldığı sıradışı yazarlar kuşağının Türkçedeki önemli bir temsilcisi. Bilgiç’in ilk romanı NASIL DÜŞTÜĞÜMÜ HATIRLAMIYORUM Türk edebiyatına ve okur dünyasına çok hızlı ve sert bomba etkisinde düşecek bir kitap.
 
***
 
KİTAPTAN

Soyup duşa soktum. Henüz gözlerini açamamıştı. Koray’ın yardımını hemen reddetmiş, kendi başıma kolaylıkla halledeceğimi söylemiştim. Soğuk suyu sonuna kadar açıp duşun içine yığılmış bedeni yıkamaya başladım. Bacaklarını kendisine doğru çekti. Ellerini hafifçe kaldırıp saçları arasında gezdirirken göğüs uçları dikleşmiş, nefes alış verişleri düzene girmişti.
“Bebeğim beni duyuyor musun? İyi misin?”
Gözleri aralandı. Yüzüne dökülmüş saçlarını iki yana ayırarak kollarını bana doğru uzattı. Duş başlığını yerine takarak sıkıca sarıldım. Onu üzmemek için isteklerine bağnazca itaat ediyordum. Üzerimdeki tişört ıslanınca çıkarıp klozete doğru fırlattım. Sert göğüs uçları boynumun hemen altında serin serin sürtünürken içki kokan ağzına ağzımı yapıştırdım. Kusmuktan eser yoktu, yalnızca kesif alkol kokusu… Şehvetli bir sevişme, aşk ve yahut birbirimizi arzulamaktan eser yoktu. İhtiyaçlar… Birbirimize daima ihtiyacımız vardı.
Şehre ilk geldiğimde tanımıştım onu. Koray’la da ben tanıştırmıştım.